Geçtiğimiz günlerde blog sahibi arkadaşlarımızı çok üzen bir hırsızlık gerçekleşti. Ne yazık ki, ne ilk ne de son olan bu olayı, sevgili Mine'nin dikkati sayesinde öğrendik. Euroturk kanalının web sitesinde oluşturulan mutfak köşesinin neredeyse tamamı, yemek bloglarından çalınan tariflerle oluşturulmuş ve tarif sahibi arkadaşlardan izin istenmediği gibi; fotoğrafların üzerine yazılmış blog isimleri de özenle silinmişti. Tarifleri çalınmış olsun olmasın, tüm blogcular bir araya gelip şirket yetkililerini telefon, email ve fax bombardımanına tutunca, tarifler siteden kaldırıldı. Blog sahiplerinden özür dilenmediği gibi; tariflerin kaynakları konusunda pişkince yalanlar söylendi. Bu konu elbetteki sanal dünya ile sınırlı kalmıyor. Sevgili Tijen İnaltong'un sitesinde, bu hırsızlıkların gerçek dünyada da nasıl fütursuzca gerçekleştirildiğine ilişkin bir örneği okuyabilirsiniz.
Sadece yemek bloglarının değil, internet üzerinde yer alan her türlü haber, bilimsel makale, fotoğraf, kişisel günlükler ve daha burada sayamayacağım; emek vererek üretilmiş, göz nuru dökülmüş, vakit harcanmış yazı ve imgelerin; üçüncü şahısların elinde kazanç kaynağı olmasını engelleyen yasal düzenek, ne yazık ki henüz oluşmuş değil. Türkiye'de 2001'de son halini alan Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu, interneti belli açılardan koruma altına aldıysa da; benzeri bir hırsızlık durumunda ne yapabileceğiniz açık ve net değil. Aşağıda yer alan iki linkten ilki Kültür Bakanlığı web sitesinde yer alan Telif Hakları Kanunu'nun son şeklini okuyabilmeniz için. İkinci link ise internet üzerindeki hak ihlalleri ile ilgili güzel bir makale.
Yaşanan olay her ne kadar tatsız olsa da, blog yazarlarının sımsıkı kenetlenip gereken cevabı vermiş olmaları çok olumlu. Umarım bu son hırsızlık ve daha bilmediğimiz pek çoklarının gündemde tutulması, unutturulmaması, hiç değilse kanun koyucuların dikkatini bu yöne çeker ve gerekli düzenlemeler yapılır. Sanal dünyada da olsa, haklarımız ve sorumluluklarımız var ve beklentimiz bu hak ve sorumlulukların sınırlarının çizilmesi, bu tür hırsızlıklardan korunabilmek için neler yapmamız gerektiğinin herkesce bilinmesi.
www.kultur.gov.tr
(üstteki linkte 25 ve 26. maddeler)
4630 sayılı kanun (Telif Hakları Kanunu'nun son şekli ile ilgili makale)
Sadece yemek bloglarının değil, internet üzerinde yer alan her türlü haber, bilimsel makale, fotoğraf, kişisel günlükler ve daha burada sayamayacağım; emek vererek üretilmiş, göz nuru dökülmüş, vakit harcanmış yazı ve imgelerin; üçüncü şahısların elinde kazanç kaynağı olmasını engelleyen yasal düzenek, ne yazık ki henüz oluşmuş değil. Türkiye'de 2001'de son halini alan Fikir ve Sanat Eserlerini Koruma Kanunu, interneti belli açılardan koruma altına aldıysa da; benzeri bir hırsızlık durumunda ne yapabileceğiniz açık ve net değil. Aşağıda yer alan iki linkten ilki Kültür Bakanlığı web sitesinde yer alan Telif Hakları Kanunu'nun son şeklini okuyabilmeniz için. İkinci link ise internet üzerindeki hak ihlalleri ile ilgili güzel bir makale.
Yaşanan olay her ne kadar tatsız olsa da, blog yazarlarının sımsıkı kenetlenip gereken cevabı vermiş olmaları çok olumlu. Umarım bu son hırsızlık ve daha bilmediğimiz pek çoklarının gündemde tutulması, unutturulmaması, hiç değilse kanun koyucuların dikkatini bu yöne çeker ve gerekli düzenlemeler yapılır. Sanal dünyada da olsa, haklarımız ve sorumluluklarımız var ve beklentimiz bu hak ve sorumlulukların sınırlarının çizilmesi, bu tür hırsızlıklardan korunabilmek için neler yapmamız gerektiğinin herkesce bilinmesi.
www.kultur.gov.tr
(üstteki linkte 25 ve 26. maddeler)
4630 sayılı kanun (Telif Hakları Kanunu'nun son şekli ile ilgili makale)

sagolasin canim. sana link verecektim baska seylere kizmaya daldim.. affet!
hos nereye koyacagimi da bilmiyorum. gün gün akip gidiyor haberler, eskiler arkalara saklaniyor.
nasilsin?
tijen
Canın sağolsun Tijen, ben de internet bağlantımdaki sorun yüzünden yazmakta geç kaldım zaten. Hırsızlık bile sıcak haber değerini nasıl da çabuk kaybetti
değil mi? Her konuda da öyle olmuyor mu? Hani A.Warhol ne demişti?:-)
Bende simdi geldim ve gördüm canim, o günün telasesi hepimizi sardi ve yordu nereye ne tarafa bakacagimizi bilemedik. Sagol cok tesekkürler bilgiler icin.
Sevgilerimle
(kanaltürk'ün yapmış olduğu yanlış olmakla birlikte ülkede belki şu anda bir medya kuruluşu olarak diğer kanallardan çok daha fazla sorumluluk sahibi bir kanalın saçmasapan bir şekilde üstüne gitmektesiniz, bu kanalın varlığını istemeyecek kuruluşlara da legal yoldan koz vermektesiniz, "belki de sayısız indirdiğiniz mp3lerin hedelerin hödölerin de çelişkisine zerre düşmeden", ve yurdum insanının da ciddiyet taşıyan hiçbir sorununu sahiplenmeden gerçekten de mücadele isteyecek hiçbir hakkın talebini yapamayacak acizlikte artistlikten patlayan insancıklarsınız, ya da şu noktada öyle görünüyorsunuz. "elbette öyle olmayan kendisini zaten biliyordur ama içinde öfkenin kabardığını hisseden oturup bu da burada ne diyor, ne demek istiyor olabilir diye bir düşünsün." )
Parantez içerisindeki bu yazıyı gönderdiğim blog sayfası(bloglar alemi) tırnak işaretiyle vurguladığım yerleri sansürleyerek tamamen kendi istediği gibi yayınladı. Başta yer yetmezliği sanıp en azından sonraki paragrafı tekrar ilettim, değişmedi. Mail atıp kınadım cevap yok.
Hepsi geçtiğimiz 50 dk içinde oldu en fazla, saat 00:23 olması dolayısıyla 21 Ağustos oldu, bu böyle biline.
Neşe Besi Önal