
Geçen hafta uzun zamandan sonra tek başıma şehir merkezine gittim. Niyetim hem hava almak hem de ucuzluğun vitrinlere ne kadar yansıdığını görmekti. Pek çok mağazanın bulunduğu Ermou caddesi, alışverişin kalbinin attığı yer. Kaldırım taşı döşeli ve trafiğe kapalı olan caddede giyim eşyaları, kozmetik, ayakkabı ve spor mağazalarının yanısıra; işlek saatlerde salepçi, laternacı, pamuk şekerci ve yere serdiği muşambanın üzerinde envai çeşit ıvır zıvır satan seyyar satıcıları görebilirsiniz. Tabii müzisyenleri de unutmayalım. Size tanıdık mı geldi? Bana da öyle geliyor, hele önünden geçtiğim vitrinde "indirim" yazısını görünce kendimi iyice Kızılay'da zannettim. Bu bir anlık mutluluk bile çok iyi geldi. Bunca benzerlik arasında, burada göremediğim tek şey tavşana niyet çektiren amcalar; belki onlardan da vardır ama ben rastlamamışımdır.
Görüp de mutlu olduğum bir başka manzara da yunanlı bir işletmecinin isim hakkını kullanarak açtığı Güllüoğlu mağazalar zinciri. Eğer yanılmıyorsam ürünleri haftada iki veya üç kez uçakla İstanbul'dan getiriyorlar. Her çeşit baklavanın yanısıra su böreği ve yufka da bulunuyor. Ne yazık ki fiyatlar Türkiye'dekine oranla çok yüksek. Yarım kilo (3 adet) yufkanın fiyatı 4 euro, baklavanın da kilosu 14-19 euro arasında değişiyor. Ben Türkiyedeki fiyatları bildiğimden buradakileri abartılı buluyorum. Sadece zaman zaman nefis köreltmek için az miktarda baklava aldığım oluyor. Zira yunanistan'da yapılan baklavalar tıpkı lokum ve şerbetli tatlılarda olduğu gibi bizimkinden çok ama çok daha şekerli. Üstelik bu şeker fazlalığının "anadolu usulü" imalattan ileri geldiğini savunuyorlar. Belki zamanla gerçek türk baklavası yiye yiye bizim bu kadar şekerli yapmadığımızı anlarlar. Ayrıca baklavada ceviz yerine bademi tercih ediyorlar ve çok miktarda tarçın ve karanfil kullanıyorlar. Bizde evlerde yapılan veya mağazalarda satılan baklavalar bunların yanında çok "hafif" kabul edilmeli.

Zaman zaman gidip alışveriş yaptığım bir başka mağaza da Sakız adasındaki damla sakızı üreticileri kooperatifinin satış yeri. Biz güzelim sakız ağaçlarını söküp atarken yunanlılar onları korumaya almışlar ve dünyanın her tarafına satış yapıyorlar. Üstelik bu ağaçların dünyada sadece ve sadece sakız adasında yetiştiğini her fırsatta dile getiriyorlar. Bunu her duyuşumda adanın karşı kıyısında, bizim topraklarımızda da yetiştiğini insanlara anlatıyorum ama ne fayda?
Bu ürün onların tescilli markası konumuna gelmiş durumda. Ayrıca Atina havaalanında da satış mağazaları var ve tüm turistler, ülkeden yukarıda yazdığım kanıya kapılmış olarak ayrılıyorlar. Haklarını teslim etmek gerek, mağazada çok güzel ürünler var. Sakız likörü, sakızlı sabunlar, diş macunları hatta kremler, toz veya bütün halde damla sakızı; ayrıca Sakız, Kos ve Midilli adalarında geleneksel yöntemlerle hazırlanan çeşit çeşit reçel, marmelat, şurup, ev yapımı makarna, marine edilmiş sakız aromalı peynirler ve değişik sebzeler; ayrıca benim favorim olan zeytinyağında marine edilmiş, damla sakızı ilaveli közlenmiş sarımsaklar... Bu sonuncusu müthiş bir lezzet. Bir tencere yemeğe 2-3 diş atmanız yeterli, özellikle kırmızı et ve mantar yemeklerine çok güzel tütsü tadı ve hafif bir sarımsak aroması veriyor. Bu arada medar-ı iftiharımız Türk lokumu da Hacı Bekir markasıyla satışta.

Güzel bir pazarlama tekniği kullanarak eski siyah beyaz fotoğraflarla bezeli teneke kutular üretmişler. Bu hem nostaljik bir etki yaratıyor hem de mağazanın ürünlerini hediye paketi yaptırmak isteyenler bu kutuları tercih ediyor. Ha, unutmadan mağazada bir de filtre kahve makineleri için damla sakızı aromalı kahve satılıyor ama sanılanın aksine (benim fikrim), bu ikisi hiç de uyumlu değiller.



Eve dönmeden bir de kitapçıya uğradım. Şehirdeki en büyük kitabevi 7 katlı devasa mağazasıyla Eleftheroudakis. Her kat farklı konularda kitaplara ayrılmış ve yemek kitapları koleksiyonu da hayli zengin. Son yıllarda Türk-Yunan yazarların ortak yazdığı kitapları ya da türkçeden yunancaya çevrilen özgün yapıtları bulmak mümkün. Birde kökleri anadoluya dayanan veya dayanmayan yunanlı yazarların hazırladığı "istanbul usulü" yemek tariflerinin olduğu kitaplar var ki; başlı başına bir kütüphane oluşturabilirler. Her birini bakıp karıştırmış veya bir tarif denemiş değilim ama göz gezdirdiğim kadarıyla benzerliklerin yanında çok bariz "usül" farklılıkları da var. Aşağıdaki fotoğraf Türkiye'de yanlış hatırlamıyorsam İş bankası yayınevinden çıkan "Türkiye ve Yunanistan aynı masada" adlı kitabın kapağı. Burada oldukça popüler...


Sağdaki fotoğraf, bahsettiğim kitabevinin de bulunduğu Akademi caddesi. Şehrin en eski üniversite binalarından bazıları ve ulusal kütüphane bu caddede bulunuyor. Fotoğrafları aşağıda:


Metro kazıları sırasında elde edilen tarihi eserlerin bir kısmı istasyonlarda sergileniyor. Hatta açığa çıkan bazı tarihi yapı duvarları olduğu gibi bırakılmış ve kalın camlarla korunuyor. Artık o fotoğraflar da başka sefere.

Şehirde bir gün böyle geçti, alışveriş terapisinden epey ucuz kurtuldum sayılır. Fırın tepsilerine koymak üzere iki silikon altlık ve buzdolabına yapıştırdığım iki mıknatıslı kedi figürü haricinde bir de çanta aldım kendime. Hiç de fena sayılmaz :-)

istanbul'dan merhaba...Yunanistan 'a dolayısıyla Atina 'ya 2 kez gelmiştim.Orası bize hiç de yabancı olmayan bir ülke ,kültürler kardeş , yaşam tarzı benzer , istanbul dan gelen çok , izmir i bilmeyen yok gibi...
Selanik , Halkidiki , Kavala ve Atina 'yı gezdim bol bol.
Merhaba Seden, iki ülke arasındaki benzerlik olağanüstü gerçekten. Ne de olsa tamm 400 sene birlikte yaşamışız. Selanik İzmir'le büyük benzerlik taşıyor, bence Atina'dan daha güzel ve sıcak bir şehir. Güzel yerler görmüş olmana sevindim. Selamlar İstanbula
Merhaba Pandora, ben de bu sabah sitene mesaj bırakmayı düşünüyordum. Gittiğim bir şarküteride yunanistanda büyük miktarda üretim yapan "alfalife" isimli bir şirketin ürünlerini gördüm. Bahsettiğim diğer fransız ve italyan markalarını da temin edip etiketleri göndereceğim. Çektiğim fotoğraf çok iyi çıkmamış sana malzemeleri yazayım:
temizlenmiş sarımsak, zeytinyağı, tuz ve damla sakızı diyor. Damla sakızı aroması baskın değil tabii ama yine de çok enteran bir tadı var. Bence kuru domates eklemek çok daha iyi bir fikir. Sizin de benzeri üretim yapmanıza sevindim. Elbette elimden geleni yaparım ne zaman ihtiyacınız olursa. Bu ürünün fiyatı 8.5 euro civarında, azar azar kullanıldığı için uzun süre dayanıyor. Üretici firmanın web adresi şöyle www.mylelia.gr ingilizce linkleri mevcut. Umarım işinize yarar. Burada geleneksel lezzetleri tanıtma ve yaşatma konusunda çok büyük bir çaba var. Umarım Türkiyemizde de yerel lezzetlere böylesine sahip çıkılır.
Alfalife kendi üretimini yapıyor Atina yakınlarında. İthal ürün satmıyor bildiğim kadarıyla.Chanterelle, porcini ve morel mantarları var. Sarımsak kavanozunda ne yazık ki ağırlık bilgisi yazmıyor. Ama kavanozun boyutundan, brüt 400-450 gr olabileceğini tahmin ediyorum. Büyük su bardağı boyutunda bir kavanoz bu.
Merhaba,
dün bana bıraktığınız yorumla keşfettim sayfanızı... Neden daha önce görmemişim diye de hayıflandım doğrusu:(
Dün akşam eski yazılarınız da dahil olmak üzere herşeyi okudum (Allahtan yeni yazmaya bşlamışsınız!!)...
Damla sakızından bahsetmişsiniz de , ben likörüne bayılıyorum doğrusu. Çikolata ile beraber muhteşem oluyor.
Benim Selanik'de bir Anna teyzem var. Sağolsun her geldiğinde tüm aileye getiriyor. Ben arkasından herkeseden topluyorum. N'apayım benim kadar seveni yok :))
Neyse çenem düştü, artık hep uğrayacağım!!...
Hoşgeldin Damla, sakız likörünü ben de çok seviyorum. Eğer bu taraflara ziyarete gelirseniz ben de beklerim :-) Acemi sitemi beğenmenize sevindim, çok teşekkürler.
Tulincigim, ilk fotografi gordugumde "Aaa, Tulin Ankara'ya gitmis" dedirttin bana taaa ki okumaya baslayana dek.
Ne iyi yaptin da gezdirdin bizi Atina sokaklarinda. Suyun Ote yanini cok merak ediyorum. Hele ki Girit'i.
Gulluoglu'nu ABD'de de satiyor bazi yerler. Ama usenmedigim zamanlar evde yapmayi tercih ediyorum. Bir de ne tarcin ne de bal seviyorum ben baklavada...Burada satilan "pyhllo dough" orada da olmali, ne de olsa ismi bile Rumcadan :) Denedin mi hic?
Damla sakizli sarimsaklar cok enteresan. Denemek lazim diyecegim ama kimbilir.
Oyle ozendim ki sana orada yasadigin icin, sorma! Hem yakinsin ulkemize hem de bambaska bir kulturdesin. Halkin bazisinin yakin, bazisinin uzaktan bakmakla huzur buldugu bir kulturden geliyorsun.
Kendi adima yine tesekkur ediyorum bizi bu geziye cikardigin ve bilgilendirdigin icin.
Merhaba Fethiye, yorumun beni çok duygulandırdı, ne de olsa sen benim halimden daha iyi anlarsın. Ne yazık ki Atina, Osmanlı-Türk dönemi eserlerinden adeta arındırılmış ama Girit ve Rodos gibi adalarda ve özellikle Selanik'te bize eskiyi hatırlatan çok fazla şey var. Eşim bu yaz Girit'e gitmemiz için ısrar ediyor. Eğer bu gezi gerçekleşirse seni ayrıntılı olarak bilgilendireceğim. Phyllo ile baklava denemedim henüz ama senin tarifin aklımın bir köşesinde:-) Yazımı beğenmene çok ama çok sevindim. Eşim ve benden sevgi ve selamlar
Tulincigim, aslinda seni baska bir memlekette yasiyorsun diye anliyorum ama bize bu kadar ters ya da yakin olan bir ulkede yasamadigim icin senin isinin daha da zor oldugunu dusunuyorum.
5+ sene once en yakin arkadaslarimdan biri Atina'dandi. Babasi hic tasvip etmemisti dostlugumuzu. Kizin dugunune annemlerle gitmistim de agzim acik kalmisti bizim sarkilari, Turkce dinlediklerini, dans ettiklerini gorunce.
Girit gezisine kesinlikle gidin! Harika gececektir eminim de deneyimlerini bekleyecegim. Ozellikle bahar aylarinda daha da zengindir otlari herhalde. Sahi, Byron Ayanoglu'nun kitabini okudun mu? Ingilizcesi "Crete on the Half-Shell" olan kitabin varligini ben de Tijen Inaltong sayesinde ogrenmistim, Turkiye'de Turkcesi de basilmis. sevgilerimle...
Merhaba Fethiye, kitaptan söz ettiğin için sağol. Yazarın adını duymuştum ama okumak kısmet olmamıştı. Bir dahaki kitap turumda bunu da almalıyım. Eğer girite gidersek ağustosun son haftası gideceğiz, sana muhakkak haber veririm.Eğer oradan bir isteğin olursa da olursa seve seve getiririm. Burada bu kadar yıldan sonra ben de hala şaşırtıcı benzerlikler bulmaya devam ediyorum, eşim de aynı şeyi türkiye ye geldiğinde yaşıyor.Belki bir gün anlatmak kısmet olur.Sevgiyle kal
siteni özlemisim tülin'cigim.. atina manzaralariyla birlikte iyi geldi. o kitapçiya biz de gitmistik sedef hanim'la ve tepedeki kahvesinde birer çay içmistik. güzel bir gündü. sakizli sabun da aliyor musun sakiz dükkanindan? yazdan beri kullandigim sakizli sabuna bayiliyorum.
sevgiler,
tijen
Almaz olur muyum Tijen, kokusu çok güzel gerçekten, sakızlı olan herşey gibi. Yarın eğer fırsa olursa buradaki bir gıda fuarına gideceğiz. Keşke istanbul'dakine gidebilseydik:-(